BİR MEMLEKET GÜZELLEMESİ (Araç)
Etraf Daday, Mergüze, Kurşunlu, Safranbolu;
Kazamız Araç bizim, vilayet Kastamonu
Gasgas, Kimmer, Danişment, Candaroğlu, Osmanlı;
Üç bin yıllık bir Tarih, görkemli anlı şanlı.
Ecdattan miras kalan mübarek toprağıyla;
Araç, öz yurdumuzdur ovasıyla, dağıyla.
Bizimdir o yaylalar, balta girmez ormanlar;
Bizimdir cephelerde şehit düşen o canlar.
Hep verdik tarih boyu, vergi verdik, baç verdik;
Ne kaldıysa harmanda öşür verdik, çeç verdik.
Asker istedi devlet, "olmaz" demedik asla;
Verdiğimiz şehidin sayısı binden fazla.
Gittiler bölük bölük bir daha dönmediler;
Uçtular semavata nur olup sönmediler.
Herkesin dip dedesi ya şehittir, ya gazi;
Rasim Çanakkale'de, Sakarya'da Niyazi.
Mustafa, Hasan, Rüstem, Ahmet Sarıkamış'ta;
Ayakta heykel gibi dondular karakışta.
Irak, Yemen, Sina'da gık demeden öldüler;
Trablus çöllerinde kumlara gömüldüler.
Şehit listelerinde kayıtlı değil onlar;
Künyeleri belirsiz o adsız kahramanlar.
İşte biz o ecdattan üremiş Araçlıyız;
Dip dedemiz Oğuz'dan türemiş Araçlıyız.
Gezelim gelin dostlar bizim Anadolu'yu;
İzmir'i, Konya'yı, Bursa'yı, Denizli'yi, Bolu'yu.
Duralım Ankara'da neler varmış bakalım;
İstasyon'dan Ulus'a ağır ağır çıkalım.
Samanpazarı'ndadır Şekerci Ruşen Usta;
Meliha Turan Hanım Kızılay'da nam salmış;
Yaptığı akidenin tadı damakta kalmış.
Başkenti mekan tutmuş börekçi, yufkacılar;
Kök salmış oraya dinmiş bütün acılar.
Geçelim İstanbul'a hal keyfiyet nasıldır;
Orası da bir alem, bir keyifli fasıldır.
Çırak, kalfa ve usta İstanbul'a dolmuşlar;
Her biri birer patron, birer holding olmuşlar.
Dükkanlar birer kolye, en güzel semtlerde süs;
Göztepe'de, Levent'te, Etiler'dedir Venüs.
İstanbul'a tat vermiş şekerci, börekçisi;
Pastacı, yufkacısı, ekmekçi, çörekçisi.
Araç Geley köyünden Hacıbekir bizdendir;
Lokumu lokum yapan ana fikir bizdendir.
Tezgahtaki ekmeğin ustasını ararlar;
Hamurkar, pişirici Araçlı mı sorarlar.
İstanbul'da bir Araç, Ankara'da bir Araç;
Araç'ın kaderi bu, nüfus ediyor ihraç.
Bir yanda Yuvalca var, bir yanda İkizornaz;
Munay Yaylası için ne söylesem yine az.
Fatmanın Oluğu'ndan su içmeyene yazık;
Sıragömü'de yedim çullu börekten azık.
Geçelim bu tarafa, söyleyeyim sırayla;
Cennetten birer köşe Düğemle, Dorukyayla.
Eğriceova derler bir ulu yayla var ki;
Ucu başı belirsiz bir cennet bağı sanki.
İğdir'den yukarıya Dotla'ya geçtiniz mi?
Suyun başına geçip Aksu'dan içtiniz mi?
Dünyada mevcut değil böyle şifalı bir su;
Bundan iyisi var mı ben duymadım doğrusu.
Göğe merdiven olmuş dağlar sıralı safta;
Ilgaz'a selam durmuş Bakacak bir tarafta.
Ilgaz'dan kaynaklanıp gezinir kıyı kıyı;
Uzanır Mergüze'den Filyos'a Araç Çayı.
Kışın deli doludur, yazın uslu mu uslu;
Bir bakarsın sel olmuş derya gibi kabuslu.
Okçular'daki suyun gürül gürül kaynağı;
Kirazlı Yaylası'nda sür yufkaya kaymağı.
Boyalı fındığını tatmayana çok yazık;
Balından bir kaşık bal yutmayana çok yazık.
Kara hutun balından bir parmak tadımlık al;
Şifa bulmak istersen Susuz Yaylası'nda kal.
Bir yanda Daprak, Unna, daha ilerde Süzey;
Bostanköy'den yukarı Moğsu, Kadarta, Geley.
Muğamlar'dan, Gürne'den, Erekli'den, Kıyan'dan;
Bir bakraç soymuk iste dağda soymuk soyandan.
İğdir bostanlarında baş veren soğana bak;
Koy soframız şenlensin, başına bir yumruk çak.
Çorbayı indirelim şayet geldiyse tavı;
Bir baş soğan olmadan yenmez bulgur pilavı.
Ünü yaygın mı yaygın "kuzu" demişler ona;
Onsuz yemek olur mu, selam durun soğana.
Araç'tan yukarıda Mesudiye, Kavacık;
Kapılı'ya varınca soluklanın azacık.
Dünya başka güzeldir Karkalmaz Dağları'nda;
Seyreyleyin dört ufku Göktepe'ye varın da.
Kızılsaray'dan öte Daday'a yol uzanır;
O dağları görenler Cennete girdik sanır.
"Araç, etrafı kıraç" diyenler halt eylemiş;
Görenler daha yeşil bir memleket yok demiş.
Araç, tablo gibidir Top Tepe'den bakınca;
Göğe eliniz değer Asar Dağ'a çıkınca.
Bağlarçayı'ndan geçip Razıhan'da duralım;
Büryan kebap çıkmış mı, Başköylüye soralım.
Büryanı Razıhan'da Kanlıgöl'de asarlar;
Yiyenler keyiflenir, yiyip yiyip susarlar.
Kimi rakıda bulur hararet söndürmeyi;
Erbabından sormalı mideye indirmeyi.
Başköy'den Yazıköy'e, Mirzek'ten Sindire'ye;
Sıragömü yokuşsa dön Zala'dan geriye.
Sarpın'dan Obalar'a ağır ağır çıkalım;
Alakavak Sırtından manzaraya bakalım.
Böyle güzel manzara ne Hinttedir ne Çin'de;
Araç coğrafyasıyla bir cennetin içinde.
Bu un gibi şey nedir, alıp tadına bakın;
"Gavut" yerken ey dostlar "Tosya" demeyin sakın.
İçi yağlı çörekten lengeri paçasına;
Sac kebabından sonra uzan ekşi tasına.
Sıra etli ekmekte,yerken saymaca var mı?
Nerde yayık ayranı, onsuz doymaca var mı?
Tarhana çorbasıdır yemeklerin öncüsü;
Iscacık kül çöreği sofraların baş süsü.
Bişi, serme, hamurlu, sofrada sıralanmış;
Mıklama görününce yemekler aralanmış.
Curk curk hamur yutmayı, bandırma'yı bilen kim?
Harareti hoşafla söndürmeyi bilen kim?
Sarığıburma'ları sıcak sıcak getirin;
Kiren ekşisi ile ziyafeti bitirin.
Teyzem sığır güdüyor, çemberli, önü poğlu;
Gençler oyuna kalkmış, oynarlar Sepetçoğlu.
Sepetçoğlu Araç'ın Hacıoğlu Köyü'nden;
Araçlının mertliği gelir efe soyundan.
Bilmeyiz bel kırmayı, namerde baş eğmeyiz;
Küfürbaz derlerse de durduk yerde söğmeyiz.
Galkmayız dil gırmaya, sağa sola saparak;
Gonuşuruz öz Türkçe, ka'ları ga yaparak.
Serdar'dan Gülükler'e saymakla bitmez köyler;
Yüzyirmidört köyümüz yüz çeşit türkü söyler.
Aslımız Türkmen bizim, Ortaasya'dan gelmişiz.
Bu güzel toprakları ana vatan bilmişiz.
Bu memleket bizimdir toprağıyla taşıyla;
Dört mevsim ayrı güzel, baharıyla kışıyla.
Dünyada bir benzeri yoktur güzel Araç'ın;
Araçlılar geliyor on binlere yol açın.
Ben Araçlıyım diyen ihvanlar beri gelsin;
Araç'tan kaçanları çağırın geri gelsin.
Nüfus cüzdanımızda Araçlı yazıyorsa;
İçimizde bir nebze Araç sevgisi varsa.
Bir araya gelmenin zamanıdır ey dostlar;
Gelin birlik olalım elden gitmeden postlar.
Uzattıkça uzattık, ne söylesek gene az;
Anlattıksa ne mutlu size Araç'ı biraz.
Fazıl BAYRAKTAR