Hatip emmi de hazır cevap.
- "Abdest almazsınız namaz kılmasınız tabi yağmur yağmaz"
- "A emmi valla kılıyoz."
- " Kocalarınıza söylende Rahmet duasına çıkalım olumu?
Bu konuşmalar böyle devam eder gider…
Biz çocuklar için yağmur yağmış,yağmamış hiç aklımızda değil.
Çünkü sığır otlatmaya gidince; hayvanlar öğlen olmadan bir cız tutuyor
doğru getir koy dama, ta ikindiye kadar iki saat daha güt gel köye.
Hava sıcakmış mühimi? Köyün oluğuna iki üç kere atladınmı serinlersin. O da
mı olmadı? Göllere git. Hele kafa dengi üç veya dört kişi buldun mu doğru Hanafa
soğuk suya iki ,üç kere atındın mı senden iyisi yok.Bu böyle günlerce devam
ediyordu.
Bir sabah uyandığımda herkeste bir telaş sormayın gitsin. Herkes yağmur duasına gidiyor.
Tabiki ben ne yağmur duasını biliyorum nede nereye gideceğimi.
Amıca çocukları,aynı akran olanlar birlikte yola koyulduk.
-Nereye gidiyoruz?
-Erenlere.
Düştük yollara ,hem konuşuyoruz hem gidiyoruz.
Hanaf var ya onun üst tarafı yok dere yola girmeden oradaki düzlük.
Yollar insan kaynıyor. Herkes oraya gidiyor ama biz onu bile düşünmüyoruz.
Yaşlılıktan beli iki büklüm olmuş nenenin biri
- "Ah genç olmak varmış baksana çoçuklar seyidip gidiyo" diyordu.
Bazıları at veya eşekler ile gidiyorlar ama herkeste bir telaşe olduğu belli oluyordu.
Sonunda Erenlere vardık.
-Aman Allah'ım bu da ne?
Yer, gök insan kaynıyor. Daha hala da gelenler var. Ben kaybolurum diye hiç amca
çocuklarından ayrılmıyorum.
Bir yanda sakallı sakalı büyüklerkara çamın altına oturmuşla.r Diğer tarafta Kadınlar
harıl, harıl kazan kurup keşkek kaynatıyorlar.
-"Aman gız altına sarmasın. Aman altı sönmesin" H ızlı bir telaş içindeler.
O sakallı sakallı büyükler önlerinde sayılı fındık büyüklüğündeki taşları
okuyup ,okuyup bir çuvala atıyorlar.Diğer bir taraftan da orta yaşlı olanlar da
az aşağıdaki deredeki suyun önünü kazma ve kürek yardımı ile koca koca
taşlarla kesiyorlar.Daha doğrusu herkes üzerine düşeni eksiksiz yerine getiriyor.
Çoçuk her yerde çoçuk tabii bizde.Bir keşkek kaynatan kadınların yanına gidiyoruz.